4 Nisan 1995 Salı

Ufuktaki Lider

Lider, her zaman ve zeminde gözlerde ve gönüllerde yaşamasını bilen dostun ve düşmanın önderliğine ittifak ettiği farklı iklimlerin insanıdır.
Lider, dış görünüşüyle herkese güven telkin eden derin anlayışa sahip, ihatası geniş, tespitleri orjinal olduğu kadar da sağlam irade insanıdır.
Dengesizlikler ve düzensizlikler onun semtine uğramaz uğrasa da tuz buz olur.
O alaylara bakmasını bilir, sadece bakmakla kalmayıp ondaki hikmetleri sezip anlayabilir. O zamanın, eşyanın üzerindeki etkisini kavrar ve vak'aların zamanının o acımak bilmeyen dişlileri arasında öğütülerek şekilden şekle ve halden hale girmesini idrak eden basiretli ve geniş düşünme ufkuna sahip anlayış kahramanıdır.
Toplumda her zaman faydalı olabilme gayreti ve her şeyin üstesinden gelebilme yeteneğiyle istemese dahi dikkatlerin odağı haline gelir. Sevilip sayılır ve el üstünde tutulur, akıllara durgunluk verir, kalp atışlarını hızlandırır, gözlerde ve gönüllerde her zaman yerini alır.
Onun gözleri hep samimiyetle açılıp kapanır. Bakışları ızdırap yüklüdür, sinesi adeta dert küpüdür. İçi yanar bir kor gibi ama kimsenin yanmasına tahammül edemez.
O bir bahçıvan hassasiyetiyle bataklıklarda, çorak topraklarda, susuz çöllerde, yalçın kayaların arasında gül yetiştirir.
O bir tohum gibidir. En sarp geçitleri aşar, en uzun yolları yürür, granit kayaları pamuk kadar yumuşak damarlarıyla parçalayıp geçer, içlerine kök salar. çok kısa zaman diliminde akıllara durgunluk verecek kadar keyfiyetli işler yapar. Bunları yaparken de sessiz ve gösterişsiz bir mercan gibidir. Boş teneke gibi gürültü yapmaz.
O ayarı yüksek hayallerin gerçekleşmesine inanır, küçük hedeflerde gözü yoktur ama gerçekçidir , doğru düşünür doğru konuşur doğruların yanında yer alır. yüksek hayaller kurar, büyük hedefler seçer ama bunlara kapılıp da kendini kendini okyanusa bırakmaz.
Yüzüne kapanan kapıları tekrar ve tekrar çalar. bıkmaz usanmaz, yılgınlık nedir bilmez, sabrı hiç mi hiç tükenmez. Doğumundan ölümüne kadar cemiyetin hamurunu o yoğurur. Cemiyete o şekil verir. Kimi zaman çağlarla oynayan heraklit, kimi zamanda büyük disiplin ve düzen insanı.
O ileri görüşlüdür, hızlı ve isabetli kararlar alır. Tüm ihtimalleri göz önünde bulundurarak karar verir. Hata ihtimalini ortadan kaldırır.
En girift bulmacaları, en kozmopolit proplemleri, en halledilemez meseleleri, içinden çıkılaması mümkün olmayan labirentvari olayları bir çırpıda tereyağından kıl çeker gibi çözüme kavuşturur, halleder.
Çevresine daima güleryüzüyle mutluluk dağıtır. Ciddi, alabildiğince vakurdur. Onun yanında bulunanlar yakınlığın leobaliliğini görmez, uzakta kalanlar ise uzaklığın mahrumiyetini hissetmezler. Herkesle çok yakında ilgilenir. Nabza göre şerbet verir. Kime, nerede, ne zaman ve nasıl davranacağını çok iyi bilir. Yani taşı gediğine koyan isabet kahramanıdır.
Fedakarlıkta zirvededir. Bir an fedakarlıktan dur olmaz. En beklenmedik zamanlarda gelir dizlere derman, gözlere fer verir ve gönüllere ferahlık salar.
İfadelerinde yargılayıcı bir üsluba rastlanılmaz. Pozitif olarak bakar hayata.
Lider adildir, ama merhamet şurubunu da ihmal etmez. İnsan ve insanca düşünceleri kucaklarken yılan ve çiyan deliklerini tıkamayı da ihmal etmez. Ağrı Dağı kadar heybetli ve Lut gölü kadar mütevazidir. İhtişamıyla düşmanlarını titretirken, dostlarını da ferahlatır. Onların güven ve ümit kaynağı olur. Bulunduğu asra damgasını vurur, bu damga asırlarca eskimez, pörsümez, köhnemez, silinmez. Sonraki asırlara da ilham kaynağı olur.
Hazan estiği bütün bağların bozulduğu, topyekün bir cemiyetin ümitsizlik gayyasına tosladığı demde de o ümidini yitirmez. Ümitle geleceğe bakar, kafasında yeni bir dünyanın imar planını çizer.
Engin baba merhameti, rengin ana şefkati ve kuluçkadaki tavuk hassasiyetiyle geleceğin ruh mimarlarını yetiştirir.
Zaten son bir kaç asırdır gerçek liderlere ne kadar hasret kaldık. Ateş böceklerini yıldız zannedip şahlandık, kaç defa yanıldığımızı zannedip yollara koyulduk, gerçek olmadığını anlayınca tekrar geri döndük. Yıllar var ki hep gerçek bir liderin yolunu bekleyip durduk, bir gün gelecek ümidiyle hayaller kurduk, şarkılar besteledik, türküler yaktık. Dizlerde derman, gözlerde fer kalmadı ama ümidimizi yitirmedik
Ey Heraklit pazulu, vefa kahramanı, büyük aksiyoner Everest Dağı gibi mehabet ve heybetinle gel gel ki dostlarına ferahlık ver. Gel ki yalancı liderlerin, sahte kahramanların papucunu dama at. Gel gel artık ümidimizi yitirmeden. Biliyoruz ufuktasın. Ufukta doğum sancısı var. Gel ki insanların boş kumandanlığına geç. Yeter artık yalancı güneşlerin arkasına takıldığımız. Yeter artık inkisarı hayale uğradığımız. YETER.

HAYIR! HİÇ NORMAL DEĞİL

TK-7069 uçuş nolu TRABZON -ANKARA uçağı. Uçağa bindiğimde 3E numaralı koltuğumun üstündeki dolap, kabin görevlilerinin güvenlik malzemeleri...