13 Ocak 2011 Perşembe

Bir Çınar Vardı




Bir zamanlar bir çınar ağacı vardı, dallar budakları sarmış, yapraklar meyveleri kapatacak kadar çoktu. Kimi zaman yele maruz kalınca dallar birbirine çarpar, kırar, kimi zaman yaprak döker kimi zaman meyve dökerdi. Düşen meyveler toplanmazdı, nasıl olsa çınar büyük bitmeyecek, çökmeyecekti. Kırılan dallarda kimsenin umurunda değildi. 

 

Gel zaman git zaman dökülen yapraklar kırılan dallar, dökülen yapraklar çınarın dibinde ve yerlerde koyulaşmalara zamanla kurt oluşumuna neden oldu. Kimi dal ve budaklar tehlikenin farkında mısın dese de esen sam yeli seslerinin duyulmasına engel oldu. Kimileri duyulsun istemedi kendileri zayıftı, başka dallarında zayıflaması onların hoşuna gidiyordu.

 

Kimileri; bu gök kubbede güneş hiç batmayacak kadar büyüdük heyülalarına kapılmış heyecandan söylenenlere kulak asmıyor. Baykuşi sesler bunlara inanmayın diyordu. Ama öyle olmadı daha çok dal kırıldı, kökler çürümeye yapraklar, dallar kurumaya başladı önce batıdan. Gittikçe güney, kuzey derken doğu sınırlarına kadar ulaştı. Bazı dallar budaklar farkındaydı ama elden ne gelir. Poyraz beklerken lodos esiyordum. Yelken açmak cesaret isterdi. Baktı olmayacak çınar doğudaki en az hasar gören dallara çevirdi yüzünü. Tek umudu kalmıştı koca çınarın. Kurtarmalıydı neslini birkaç dal budak yapraklada olsa en azından yeni tohum sayılacak bir fidan bile olsa. Sonra elde sade, meyvesiz bir fidan kalabildi yıllara vabeste.


14 Ocak 2011 Cuma 17:52
canakbay

2 Ocak 2011 Pazar

Hep yarın Hep yarım


Yarın yaparım yarın tamamlarım diye diye işleri hep erteledik yarınlara yarınımız var mı? varsa fırsatımız olacak mı? olacaksa da isteğimiz olacak mı? Yazmalıyım aklıma geleni, neyse unutmam yarın daha güzel yazarım, bunu da unutacak değilim ya, şekillenmiş artık deyip de yarın hiç hatırlamadığımız çok yazılarımız oldu. Çok düşlerimiz dondu dünlerimizde, sis perdesi geldi, küllendi istek ateşi, zaten yazmadım artık bunlar konuşulmuyor trend değişti diyerek dönmek istemediğimiz.

Ayarı yüksek hayaller gerçekleşir derdi. İlham aldığında rüyada bile olsa uyanıp baş ucundaki duvara şeffaf bantla yapıştırdığı teksir kağıdından yaptığı küçük not kağıtlarına yazardı. Sonra çok yazdı çoğu müsvedde idi, yazdıkları zamanla kitap oldu ona kısmet olmasa da. Azizim bu ilham denen şey her zaman gelmiyor ki, geliyorsa o an yazacaksın. Notunu tutacaksın ertelersen aylar geçer, akşama yazarım yarına yazarım diyenlerin mezarları Karaca Ahmet'te. Gel fırsatın oldukça biriktir. Damlaya damlaya göl olur demişti ya atalar kendine düstur edinmişti. O kadar çok yazmıştı ki derlenmesi çok zaman aldı.

Kaç yeni insan tanıdın ? kaç yeni kitap okudun? kaç yeni yazar okudun farklı köşede? kaç yeni şey öğrendin bilmen gereken yada gerekmeyen? kaç farklı yer gördün? kaç ufuk turu yaptın? kaç nabız tuttun? kaç sevdaya yelken açtın? kaç yeni dostun oldu? kaç dostunu kaybettin? uzun zamandır aramadığın kaç yakınını aradın, gördün, sordun? kaç yeni mektup arkadaşın oldu?

hep yarınlara erteledik hep yarım kaldı.

03.01.2011-Erbaa/Tokat

HAYIR! HİÇ NORMAL DEĞİL

TK-7069 uçuş nolu TRABZON -ANKARA uçağı. Uçağa bindiğimde 3E numaralı koltuğumun üstündeki dolap, kabin görevlilerinin güvenlik malzemeleri...