
Yarın yaparım yarın tamamlarım diye diye işleri hep erteledik yarınlara yarınımız var mı? varsa fırsatımız olacak mı? olacaksa da isteğimiz olacak mı? Yazmalıyım aklıma geleni, neyse unutmam yarın daha güzel yazarım, bunu da unutacak değilim ya, şekillenmiş artık deyip de yarın hiç hatırlamadığımız çok yazılarımız oldu. Çok düşlerimiz dondu dünlerimizde, sis perdesi geldi, küllendi istek ateşi, zaten yazmadım artık bunlar konuşulmuyor trend değişti diyerek dönmek istemediğimiz.
Ayarı yüksek hayaller gerçekleşir derdi. İlham aldığında rüyada bile olsa uyanıp baş ucundaki duvara şeffaf bantla yapıştırdığı teksir kağıdından yaptığı küçük not kağıtlarına yazardı. Sonra çok yazdı çoğu müsvedde idi, yazdıkları zamanla kitap oldu ona kısmet olmasa da. Azizim bu ilham denen şey her zaman gelmiyor ki, geliyorsa o an yazacaksın. Notunu tutacaksın ertelersen aylar geçer, akşama yazarım yarına yazarım diyenlerin mezarları Karaca Ahmet'te. Gel fırsatın oldukça biriktir. Damlaya damlaya göl olur demişti ya atalar kendine düstur edinmişti. O kadar çok yazmıştı ki derlenmesi çok zaman aldı.
Kaç yeni insan tanıdın ? kaç yeni kitap okudun? kaç yeni yazar okudun farklı köşede? kaç yeni şey öğrendin bilmen gereken yada gerekmeyen? kaç farklı yer gördün? kaç ufuk turu yaptın? kaç nabız tuttun? kaç sevdaya yelken açtın? kaç yeni dostun oldu? kaç dostunu kaybettin? uzun zamandır aramadığın kaç yakınını aradın, gördün, sordun? kaç yeni mektup arkadaşın oldu?
hep yarınlara erteledik hep yarım kaldı.
03.01.2011-Erbaa/Tokat
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder